Yazı Detayı
07 Şubat 2018 - Çarşamba 20:26
 
Üç aydır ilaç bulamayan hastalar ne yapsın?
 
 

Acı haber tez ulaşırmış...

Son günlerde şehitlerimizin sayısı kadar, sevip de kaybettiklerimizin sayısını da neredeyse unuttuk.

Hatırladığım kadarıyla, daha doğrusu bize öğretilen, Sonbahar’daki yaprak dökümü ile sevdiklerimizin de kaybedilmesi eş değerli idi.

Güz dönemi de diyorduk...

İki acı haberi arka arkaya aldım...

Biri Ahmet Zeytinkesen idi...

Herhalde gençliğimizden bu yana tanıştığımız bir basın emekçisi...

Belki de 40 yıldır birlikte çalıştık...

Belki de Türkiye’nin bilgisayar konusunda ilk uzmanlarından biri idi...

Ahmet Zeytinkesen’i kaybettiğimizi Nuran Yeşiltepe’den öğrendim.

Telefonu açtığımda ağlamaklı bir sesle, ‘Bu kez sana iyi bir haber veremeyeceğim’ dedi ve bu kez hıçkırarak, ‘Ahmet’i kaybettik!’ dedi.

Boğazım düğümlendi, ne diyeceğimi şaşırdım...

                 

*- Evet ile hayır!

 

O anda ‘Ataşehir Ekspres’te Dr, Yavuz Dizdar’ın ‘Dikkat! Kanser sizin de kapınızı çalabilir...’ başlıklı yazısını okuyordum.

4 Şubat Dünya Kanserle Mücadele günü dolayısıyla, neredeyse griple yarışan hastalığın peşine düşen Ekspres’çier, toplumsal algıyı da ele almışlar.

‘Ailenizde kanser tanısı var mı?’ sorusuna yüzde 23.49 kişi ‘evet’, yüzde 76.50 kişi ise ‘hayır’ demiş.

Bir başka soru ise şöyle:

‘Kanser sizce çaresiz bir hastalık mı?’

Yanıtları inceledim: yüzde 70.88 kişi ‘hayır’ derken, yüzde 24.23 insanımız ise ‘evet’ demiş...

Geriye kalan yüzde 4.86 kişi ise ‘fikrim yok!’ diye yanıt vermiş.

Demek ki, kanserden değil ama geç kalmaktan korkmalıyız.

Doktorlar da böyle diyor!

Ama hastanelerimiz normal kontrolleri sağlayacak durumda mi?

Hadi gidin ben ‘check-up yaptırmak istiyorum!’ deyin bakalım nasıl bir yanıt alacaksınız.

 

*- Denemesi bedava!

 

Ya da genelde Eylül aylarında ‘KOAH’ ile ilgili sokak afişlerini görürsünüz.

Testini yaptırmak isteyin bakalım, randevu alabilecek misiniz?

Aslında hekimler de çaresiz durumda...

Sistem ha çöktü, ha çökecek...

Ancak yine sabah haberlerinden öğrendim:

Sağlık Bakanlığı 10 bin doktor da alacakmış, kadrosuna...

Umarım lafta kalmaz...

Gidin bir hastaneye ‘sağlık raporu’ gibi, sağlık testi yaptırtmak isteyin çalışanınıza....

Size öyle bir hesap çıkıyor ki, neredeyse bir maaş...

İdrara için ayrı ücret, kan tahlillerinin hepsi için ayrı ayrı hesaplar, röntgen için de...

 

*- Seyirci kalmamalıyız

 

Son günlerde kanser ilaçlarının da piyasada bulunmadığını bilmeyenimiz yok..

Neden; üç ayda üçüncü zam bekleniyor ilaçlara da ondan...

Bütün bunları ‘Çilekeş’ ama ‘Çok iyi niyetli’ Bornovalı Ahmet Zeytinkesen’i ve onun gibi birçok insanımızı neden kaybettiğimiz anlatmak için, çaresizlik içinde yazdım.

İnanın ben Ahmet Zeytinkesen’in bir kişinin isteğini geri çevirdiğini görmedim.

Ve de teknik konularda yaptığı karşılıksız, beklentisiz yardımlarını da...

Sanıyorum şu anda önemli müesseslerdeki bilgisayar teknisyenlerinin önemli bölümü kendisinin öğrencisidir.

Bazı patronların çocuklarının, çaycılarının, berberlerinin, şoförlerinin, sevgililerinin bile ‘Sarı basın kartı’ aldığı bir dönemde, Ahmet Zeytinkesen ‘Ben istemiyorum’ diyecek kadar da alçak gönüllü idi...

 

*- Öz Karşıyakalı idi...

 

Ahmet Zeytinkesen’den hemen sonra yine İzmir’den bir telefon geldi.

Bu kez Karşıyakalı Osman Damar’ın acı haberini öğrendim.

Osman Damar’ın annesi İnci Damar Hanımefendiyi kaybetmiştik....

Kendisini yakından tanıyordum...

Son görüştüğümüzde, 'Ben böyle mi olacaktım?’ dedi...

Ne diyeceğimi şaşırmıştım...

Hayattan elini eteğini çekmiş gibiydi...

İsteğini yaptık, kendisine üzümlü kurabiye götürdük...

 

*- İzmir’e anında dönemedim...

 

Hemen uçak seferlerine ve acenteleri aradım ama bulunduğum yerden cenazelere yetişme şansımın hemen hemen sıfır olduğunu öğrendim.

Demek ki insan bazen eli kolu bağlı,  ‘naçar’ yani ‘çaresiz’ kalabiliyordu.

Bu arada Deniz Hancı da aradı ve üzücü haberi verdi.

Sevdiklerime son görevimi yapamayacaktım, ama dualarımı gönderdim.

 

*- Ah be Ahmet!

 

Demek ki, son üç aydır bu yüzden Ahmet Zeytinkesen’i göremiyordum.

Hayati ilaçlarını buldu mu, yoksa diğer yüzlerce hasta gibi bulamadı mı?

Bilemiyorum:

Bildiğim har zaman gönlümüzde yaşayacağı...

Tüm basın camiasına ve Haber Ekspresçilere baş sağlığı dileklerimi iletiyorum.

Şunu da belirtmek istiyorum:

Rakamlar korkutuyor: 2030 yılına kadar her yıl 23,6 milyon yeni kanser vakası yaşanacağı tahmin ediliyor.

Kanser ölümlerinin yarısından fazlası ise İnsan Gelişim Endeksi’nin düşük veya orta düzeyde olduğu ülkelerde gerçekleşiyor.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; benim de çevremde kanserle başa çıkmayı becermiş çok ahbabım var...

Ahmet Zeytinkesen’le, İnci Damar’a şöyle sesleniyorum:

Huzur içinde yatsınlar...

Tam bu satırları bitirdim ki, bu kez Gazeteci Enver Kaya aradı, aynen Deniz Hancı gibi...

Onlarla da Ahmet’in iyiliklerini ve çalışkanlığını konuştuk...

‘İyiler tek tek elden gidiyor!’

 

***-

 

*- 3 bin 500’den fazla ölüm!

 

Türkiye genelinde 2017 yılında 410 bin 367 trafik kazası meydana gelirken, kazalarda 3 bin 530 kişinin hayatını kaybettiği, 303 bin 663 kişinin ise yaralandığı belirlendi.

2017'de 320 bin 764'ü yerleşim yerlerinde, 89 bin 603'ü bu yerleşim yeri dışında olmak üzere 410 bin 367 trafik kazası meydana geldi.

Kazalarda 54 bin 886 kayıtla ‘yandan çarpma’, ilk sırada yer aldı. Bunu 31 bin 171 ile ‘yayaya çarpma’ ve 26 bin 677 ile ‘yoldan çıkma’ akip etti.

Ölümlü ya da yaralamalı trafik kazalarına neden olan sürücü hatalarının 75 bin 209'u ‘araç hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak’, 25 bin 33'ü ‘kavşak, geçit ve dar yerlerde geçiş önceliğine uymamak’, 16 bin 295'i ise ‘manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak’ tan meydana geldi.

 
Etiketler: Üç, aydır, ilaç, bulamayan, hastalar, ne, yapsın?,
Haber Yazılımı